Selülit İçin Ev Yapımı Yağ
Kullanan arkadaşlarımda başarısına şahit olduğum bir tarif. Yaz yaklaştı paçalar tutuştu döneminizde benden de ufak bir yardım olsun :)Yarım tatlı kaşığı zeytinyağı
yarım tatlı kaşığı susam yağı
9-10 damla biberiye yağı
12 damla kekik
9 damla portakal yağı
Hepsini karıştırıp banyodan önce selülitli bölgelere masaj yaparak iyice yedirin. Yarım saat kadar bekledikten sonra ipek bir kese veya normal bir kese ile selülitli bölge kızarıncaya kadar iyice keseleyin daha sonra sabunlanmadan ılık suyun altında duş alıp banyodan çıkın. Bu tarifi üç günde bir tekrarlayın.
YABAN MERSINI
Likapa - Yaban Mersini - Bluberry -LikabaYaban Mersini ılıman iklim kuşağına adapte olmuş bir meyve türü olup botanik olarak gerçek üzümler gurubunda yer almaktadır. Ekonomik olarak kültürü yapılan Yüksek boylu Yaban mersini (highbush blueberries) (Vaccinium corymbosum), alçak boylu Yaban mersini (lowbush blueberries) (Vaccinium angustifolium) ve tavşan gözü Yaban mersini (rabbiteye blueberries) (Vaccinium ashei) olmak üzere üç farklı türü vardır. Alçak boylu çalı formunda olan Yaban mersinlerinin yetiştiriciliği daha zordur. Amerika başta olmak üzere bazı Avrupa ülkelerinde binlerce hektarlık alanlarda tarımı yapılmaktadır. Günümüzde ticari olarak yetiştirilen Yaban mersini 1906 yılından itibaren Amerika Birleşik Devletlerinde başlatılan seleksiyon çalışmalarının ürünüdür. Bu çalışmalarla seçilen Yaban mersini tipleri daha sonra kendi aralarında melezlenerek yeni çeşitler elde edilmiştir. Çok hızlı bir şekilde üretilerek satışa sunulan Yaban mersinleri Dünyada en popüler meyvelerden biri iken ülkemizdeki yetiştiriciliği İkibinli yıllarda Rize’de başlatılmıştır.
Islah çalışmaları ile geliştirilen yeni yaban mersini çeşitleri doğada bulunan formlarına göre çok daha iri, daha sulu ve daha tatlı meyveler verirken hastalık ve zararlılara da daha dayanıklıdırlar. Bu yönleriyle daha geniş alanlara adapte olabilmektedirler. Tavşan gözü Yaban mersinleri yüksek boylu Yaban mersinlerine göre daha geniş yetişme alanı bulmuştur. İklim isteği bakımından Doğu Karadeniz Bölgesindeki illerden Artvin, Rize, Trabzon ve Giresun’un genelde rakımı yüksek dağ ve yaylalarında yabanı formları bulunmakta ve yöre halkı tarafından taze olarak, reçel veya pekmez yapılarak tüketilmektedir. Yaban mersinleri asitli toprakları tercih ederler (pH=4.5-5.0) ve genel bir ifade ile yabanisinin olduğu yerlerde, defne, çam, kızılağaç veya beyaz sedirin karışık olarak yetiştiği nispeten meyilli alanlarda kültür çeşitleri rahatlıkla yetişebilmektedir (Prits ve Hancook, 1992; Gough, 1995 ve 1996; Strik ve ark., 1993). Rize’de LİKAPA, Trabzon’da LİGARBA, Rize Pazar ilçesinde KASKANAKA, Ardeşen ilçesinde ise ÇERA, Artvin’de MORSİVİT veya MAHABAK olarak isimlendirilen ve yöre insanı tarafından doğadan toplanan yabani meyveleri beğenilerek tüketilen Yaban mersini henüz ticari olarak yetiştirilmemektedir.
Yaban mersini çok farklı amaçlar için kullanılabilmektedir. Taze meyve olarak, meyve suyu sanayisinde (tek başına veya diğer meyve suları ile kokteyl yapılarak), ilaç sanayisinde (kuru meyvesi, çiçek, kök ve yaprakları), süt ve süt ürünleri teknolojisinde (dondurma, yaban mersinli süt, yoğurt v.s.), kuru meyve teknolojisinde, meyveli ekmek, çörek, kek, puding ve pastalarda, baharat sanayisinde, meyve salatalarında, reçel, marmelat, jel ve konserve sanayisinde, çay (kuru yaprağı ve kuru meyvesi), diyet mönülerinde, şarap yapımında (Sibirya) ve bitkisi kulp (sap) yapımında kullanılmaktadır.
Yaban mersininin insan sağlığı ile beslenmesi üzerine yararları ile ilgili dünya çapındaki bilimsel dergilerde yüzlerce araştırma makalesi yayınlanmıştır. Yapılan araştırmalarda bir bardak Yaban mersini meyvesinin 145 gram geldiği ve 21 gram Karbonhidrat, 1 gram protein, 0,5 gram yağ, 19 miligram C-VİTAMİNİ, 145 IU A- VİTAMİNİ ve 85 KALORİ içerdiği belirtilmektedir. Ayrıca, 100 gram yenilebilir Yaban mersininin %83’ünün su, %0.7’sinin protein, %0.5’inin yağ, %15’inin karbonhidrat, %1.5’unun lif olduğu ve 62 kalori sağladığı saptanmıştır. Mineral ve vitaminlerce zengin olan yaban mersini sodyum içermezken potİnsan sağlığı açısından da çok yararlı olan LİKAPA’nın aşağıdaki özellikle sahip olduğu bilimsel araştırmalarla ortaya konulmuştur.
Ekonomik olarak Rize ilinde mevcut tarımsal ürünleri karşılaştırdığımızda LİKAPA (Yaban mersini) başta olmak üzere üzümsü meyvelerin çok üstün olduğu görülebilmektedir. Nitekim 2003 yılında iç piyasaya taze veya dondurulmuş olarak sunulan Yaban mersini meyvesinin kilosu toptan 4.000.000.-TL’ye satılmıştır. Çiftçi bahçesinden çıkış fiyatı olan bu değer, yaban mersininin ORGANİK ÜRÜN kapsamında satışa sunulması ile çok daha yukarılara çıkacaktır. Çünkü Birleşik devletlerden ithal edilerek İstanbul’daki gros marketlerde satışa sunulan ve ilaç ile ticari gübre kullanılan yaban mersini meyvesinin 250 gramı 5.000.000.-TL’ye satılmaktadır. Fındık, çay, ahududu, böğürtlen hatta Kividen elde edilen gelirden çok daha fazla gelir getirecek olan bir meyve olacaktır. Nitekim ortalama olarak 1 dönüm fındık bahçesinden 300.000.000, çay bahçesinden 675.000.000, Böğürtlen-Ahududu bahçesinden 3.000.000.000 TL gelir elde edilebilirken 2003 yılı fiyatları ile 1 kg yaban mersini 4.000.000 TL karşılığında üreticiden satışa sunulmuştur. Bir dönüm yaban mersini bahçesinden 2 500 kg ürün alınmaktadır (bu miktar 7 500 kg’a kadar çıkabilmektedir). Dolayısıyla toplam elde edilen para miktarı 10.000.000.000.TL’dir. LİKAPA (Yaban mersini) için söylenecek tek söz vardır, hem karlı hem de yararlı. Karadeniz Bölgesinin yüksek kesimlerinde yabani olarak yetişmekte olan likapanın kültür çeşitlerinin bölge çiftçisine kazandırılmasına yönelik çalışmalar Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi tarafından başlatılmış, TÜBİTAK ve DPT tarafından yapılan çalışmalara destek alınmıştır. Böylece Karadeniz Bölgesinde ürün çeşitliliğine LİKAPA (Yaban mersini) da eklenmiş olacak ve bu ürüne dayalı yeni sanayi kurulabilecektir.
Yaprak ve kuru meyvelerinden yapılan çay ishal giderici özellik taşımaktadır.
Yaban mersini çayının bayanlarda özel günlerin etkisini azalttığı ve düzene sokmaktadır.
Yaban mersini çayının idrar yolu enfeksiyonlarında antibiyotik etkisi göstermektedir.
Kansere karşı vücudu koruyan enzimleri aktive etmektedir.Anti kanserojen ve antioksidan özelliğe sahiptir.
Yağlı bileşiklerin vücuttan atılmasını sağlar.
Taze olarak yenildiğinde kanı temizler.
Besleyici olmasına rağmen kalori ve sodyum içeriği düşüktür.
Kan şekerini düşürür
Bağırsak metabolizmasını düzenleyen lifli özelliği vardır.
Kan kolesterolünü düşürür.
Pektin içeriği yüksektir.
Kalp krizi riskini azaltır.
Gece görüş kabiliyetini artırır.
HIV VİRÜSÜNÜN tekrarlanmasını azaltır.
Damar elastikliği ve gözlerin geçirgenliğini artırır
Vücutta biyoaktif madde olarak kullanılan polifenoller, aktokyaninler, flavanoller ve tanenlerce zengindir.
Kansere karşı savaşan ELLAGIC-ASİT içeriği oldukça yüksektir.
Diyetlerin sağlıklı ve çok değerli bir parçasıdır.
Göz yorgunluğunu giderir, miyopluk ve şeker hastalığından kaynaklanan görme bozukluklarını engeller. Kamaşma, kılcal damar çatlaması ve gece körlüğünü ortadan kaldırır.
Kabızlık, bulantı, mide kramplarını ve ülseri önler.
Damar sertliği oluşumunu engeller.
Varis ve basur’u (hemoroit) iyileştirir.
Sakinleştirici özelliği vardır.
Ağız içi yaralarını iyileştirir.
İltihaplar için dezenfektan özelliği taşır potasyum içeriği son derece yüksektirKellik Artık Sorun Değil !

Almanya'daki Jena Üniversitesi araştırmacıları, saçları dökülen 14 erkeğin kafa derisine biyopsi yaparak, saç keseciklerini kafeinli solüsyonlarda bekletti. 8 gün boyunca kafeinli solüsyonda bekletilen numunelerdeki saçların yüzde 33-40 oranında uzadığı görüldü. Araştırmanın sonuçlarından yola çıkan Alman kozmetik firması Alpecin, kafein bazlı bir saç solüsyonu geliştirdi.
Araştırmacılar, kafeinin, saç keseciklerine zarar vren "dihidrotestosteron-DHT" maddesinin etkilerini azalttığını söyledi. Erkeklik hormonu testosteron tarafından üretilen bir kimyasal olan DHT seviyesinin kanda yüksek oranda bulunması, saçın incelmesine ve yavaş uzamasına yol açıyor.
DOMATES MASKESİ
Domateste bulunan ve kırmızı rengi veren likopen maddesinin, bilinen en iyi antioksidandır. Ilık domates maskesinin cildi gergin tutar, kırışmayı önler.
Domatesin içindeki likopen, yağ ve ısıyla etkisini artırır. Sabahları kahvaltıda soyulmuş ve zeytinyağı dökülmüş domates sağlık açısından çok faydalıdır.
Salça ve ketçap da bol miktarda likopen içerir. Greyfurt, kuru kayısı ve karpuzda da likopen vardır ama içerdiği madde domates kadar yoğun değildir.
Likopen, vücutta kansere neden olan serbest radikallerin dolaşımına engel olur, Alzheimer, osteoporoz ve deri hastalıklarını önlemede önemli rol oynar.
Kuru Cilt Tipi:
1 tane domatesin kabuklarını soyup iyice ezerek suyunu çıkartın.
Çıkan domates suyunun içine 1 kaşık zeytinyağı ve 1 kaşık kil ekleyin.
Yüzünüze sürüp 15 dakika bekledikten sonra ılık suyla yıkayın.
Yağlı Cilt Tipi:
1 çorba kaşığı taze domates suyu ile 1 çorba kaşığı kili iyice karıştırıp yüzünüze sürün. Kuruyuncaya kadar bekleyip ılık suyla yıkayın.
(domatese allerjisi olanlar lütfen kullanmasın)
Elmaslar hakkında bilinmeyen 12 gerçek
Elmaslar keşfedildiği günden beri diğer değerli taşlar arasında parlaklıkları ile göz kamaştırırlar. İşte elmaslar hakkında bilmeniz gereken 12 gerçek...
- Elmaslar dünyadaki en sert cevherdir.
- Elmas, değerli taşlar içerisinde en basit kimyasal formüle sahip olandır. Elmas sadece karbon elementinden oluşur.
- Elmas kelimesi, yunanca’da “fethedilemez” anlamına gelen “adamas”dan türetilmiştir.
- İki elmas asla birbirinin aynısı değildir, çünkü her bir elmasın kendine has çoğaltılamaz bir karakteristiği vardır.
- 1 karat ham elmasın oluşması için 250 ton cevherin işlenmesi gerekmektedir.
- Çıkarılan elmasın sadece %20’si mücevher olarak kesilmeye uygundur.
- Bugün mücevher sanayisinde kullanılan elmasların çoğu 100 milyon yıllıktır.
- Gelinlerin %70’i nişanlanırken, %75’i evlenirken ilk defa bir elmas yüzük sahibi olur.
- Elmasın erime noktası 6900 F olup, çeliğin erime noktasının 2.5 katıdır.
- Elmasın ağırlığını ölçmede kullanılan “karat” kelimesi, antik zamanlarda alışverişte kullanılan keçiboynuzu tohumundan gelmektedir.
- Bütün elmaslar beyaz değildir. Fancies denilen renkli elmaslar, renk derinliklerine göre değerlendirilirler.
- Uzay boşluğunda trilyonlarca mikroskobik elmas kristali olduğunu düşünen astronomlar, bu maddelerin sönen yıldızların patlamaları sonucunda ortaya çıktığını inanıyorlar.
Kanlı elmaslara da değineceğim...
Sezaryene Hayır ! "Kybele" yöntemiyle ağrısız doğum

Kadınların doğum sırasında çektikleri ağrıların, "Kybele" yöntemiyle tamamen yok edilmesine karşın, yanlış bir inanış yüzünden bu yöntemin ilgi görmediği bildirildi. Prof. Dr. Şükran Şahin, doğum sancısının, bir kadının yaşamındaki en ağrılı deneyimi olduğunu, bu nedenle gelişmiş ülkelerde kadınları bu dertten kurtaran "ağrısız doğum"un en çok başvurulan yöntem haline geldiğini belirtti.
Türkiye'de fazla bilinmeyen yöntemde, anne adayının sancısız, hiçbir acı duymadan bebeğinin dünyaya gelişine tanık olduğunu anlatan halen bazı üniversite ve özel hastanelerde uygulanan yöntemi, kendilerinin de 3 yıl önce uygulamaya başladıklarını söyledi.
Şahin, ABD'de bu alanda önemli çalışmaları olan Prof. Dr Medge Owen ile birlikte başlattıkları ve adını Anadolu'daki doğum ve bereket tanrıçası "Kybele"den alan ağrısız doğum yöntemini, tüm Türkiye'ye yaymayı amaçladıklarını vurguladı.
Doktorun saatlerce beklemek istememesi ve sancı yakınması nedeniyle Türkiye'de yılda 80 bin gereksiz sezaryen yapılıyor. Epidural'ın bunu önleyeceği belirtiliyor.
**Sezaryende karın açıldığı için enfeksiyon riski var.
**Kan kaybı normal doğuma oranla daha fazla.
**İdrar kesesi ve idrar yolları zedelenebiliyor.
**Akciğerlerde rahatsızlanmaya ve zatürreye neden olabiliyor.
Kybele gibi 'doğal' doğum yaptıracaklar
Batı'lı doktorlardan oluşan Kybele adlı sivil toplum örgütü, yüzde 90 oranla sezaryeni tercih eden Türk anne adaylarına 'ağrısız doğum yöntemi'ni tanıtmak için Türkiye'ye gelip, gönüllü olarak çalışmaya başladı.
'42 yaşındayım ve iki çocuk annesiyim. Çocuklarımı sezaryenle değil, ağrısız doğum yöntemiyle dünyaya getirdim. Böylece doğumlarına tanık olduğum gibi, dünyaya geldikleri ilk dakikalarda onlarla göz göze gelme şansını yakaldım. Şimdi de dünyadaki tüm kadınların bu güzel duyguyu yaşaması için çalışıyorum; benim yaşadığım gibi..." ABD'deki Wake Forest Üniversitesi anestezi uzmanlarından Dr. Medge Owen, tıp deyimiyle 'epidural analjezi' yi yani 'ağrısız doğum yöntemi'in özelliğini işte böyle özetliyor.
Dünya tıp literatürüne göre sezaryenle yapılan doğumlarda annelerin ölüm oranının yüksekliğine dikkat çeken Dr. Owen, ABD ve İngiltere'deki doğumların yüzde 70'nin 'epidural analjezi'yle yapıldığını söyleyip, Türkiye'de ise bu oranın sadece yüzde 10'da kaldığını belirtiyor. Toplam 20 bin dolara mal olan bu çalışmaya Wake Forest Üniversitesi, Dünya Anestezi Uzmanları Federasyonu gibi onlarca kuruluş mali destek veriyor.
Kimler ağrısız doğum yapabilir?
* Daha önce normal doğum yapanlar.
* İlk kez doğum yapacak olanlar.
* Kanama problemi veya kan pıhtılaşması olmayanlar.
* Sırtta veya belde bir rahatsızlığı olmayanlar.
* Enfeksiyon riski bulunmayanlar.
Doğum Kontrol Haplarıyla İlgili Bilinen 10 Yanlış
Bir gün doğum kontrol haplarının cinsel soğukluğa neden olduğunu ve şişmanlattığını duyuyorsunuz. Ertesi gün, adet döngüsünü önlemenin kolay bir yolu olduğunu ve yumurtalık kanserini önlediğini öğreniyorsunuz...Bu çelişkili haberler ve çeşitli doğum kontrol yöntemleri arasında kafanız yeterince karışmış olmalı. İşte size doğum kontrol hapları ve diğer doğum kontrol yöntemleriyle ilgili bilinen 10 yanlış ve neden doğru olmadıkları:1.YANLIŞ: Adet döngüsünü durdurur. Yapılan çalışmalar göstermektedir ki, kullanılan çeşitli methodların adet döngüsünü bastırmasında hiçbir tehlike yok. Bazı ilaçlar premenstrüel sendromlarını azaltır, diğerleri ise adet döngüsünü durdurur. Pensilvanya’daki Delaware County Memorial Hastanesi’nden Dr. Rebecca Gould açıklıyor: “Hormonlar rahim duvarının ince olmasını sağlıyor, yani hiçbir yeni oluşum meydana gelmiyor.” Ayrıca, adet sırasında görülen semptomlar genellikle yok oluyor.Adet döngüsünün bastırılması, özellikle çok fazla kanaması olan, krampları olan ve menstrüal migreni olan kadınlarda oldukça faydalı oluyor.
2. YANLIŞ: Doğum kontrol hapları kanser riskini artırıyor.Doğum kontrol haplarını uzun süre kullanmak, gerçekte rahim kanseri ve yumurtalık kanseri riskini azaltır. Bir yıl sonunda, rahim kanseri riski %50, ve yaklaşık bir buçuk yıl sonra yumurtalık kanseri riski %40 azalır. 10 yıl sonra ise, bu risk normalden %80 daha düşük olur. Columbia Üniversitesi’nden Dr. Katharie O’Connel açıklıyor: “Rahim duvarının uzun süre ince kalması ve yumurtalıkların aktif olmaması, kansere neden olan yanlış hücre bölünme riskini azaltır.” Doğum kontrol hapları aynı zamanda kolon kanserini de önlüyor.Peki ya meme kanseri? Bugüne kadar yapılmış araştırmalar ne yazık ki bu konuda yetersiz kalıyor. Mayo Clinic Proceedings’te yayımlanan ve daha önce yapılan araştırmaların incelendiği bir çalışmada, doğum kontrol hapı kullananlarda bu riskin çok az bir artış gösterdiği, ancak hap kullanımının sonlandırılmasıyla birlikte bu artışın ortadan kalktığı belirtiliyor. Meme kanseri hastalarının veya daha önce meme kanseri olan kişilerin ise, hormonların kanser hücrelerini uyarabileceklerini göz önünde bulundurarak, doğum kontrol haplarını kullanmamaları gerektiği açıklanıyor.
3. YANLIŞ: Doğum kontrol hapları şişmanlatıyor veya cinsel soğukluğa neden oluyor.Çoğu kadın şişmanlamasının nedeni olarak doğum kontrol haplarını görür, ancak doğum kontrol haplarının, ani başlayan kanamalar dışında hiçbir yan etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Libido için ise, bazı çalışmalar cinsel isteğin azaldığını, bazıları ise arttığını gösteriyor.
4. YANLIŞ: Spiral kısırlığa neden oluyor.1970’li yıllarda piyasaya sürülen bir tür spiralin, enfeksiyonlara neden olduğu ve bu nedenle kısırlığa yol açtığı düşünülüyor. Ayrıca bu vakalardan 17’si ölümle sonuçlanmıştır. Ancak günümüzde kullanılan spiraller oldukça güvenlidir. Ayrıca spiral, doğum kontrol haplarından daha etkili ve daha ucuzdur.Yan etkileri? Üç dakika kadar menstrüal kramplara benzer bir acı hissedilir, ve sonraki bir hafta kramplar ve kanama olabilir. Ayrıca genellikle spiralle beraber rahime bakteriler de yerleştiği için ilk üç hafta enfeksiyon riski oldukça yüksektir, ancak bu enfeksiyon bir antibiyotikle kolayca tedavi edilebilir.devamı....
Çeviren: Gülşah Balabaneditor@realage.com.tr
TROYA SAVAŞLARI

Birgün , kral Priamos'un karısı Hekabe çok kötü bir rüya gördü. Rüyasında, karnından ateşler çıkmakta ve ateşin dumanı, bütün Troya surlarını sarmaktaydı. Hekabe, bu rüyasını önce kocasına ; daha sonra da bir kahine anlattı. Kahinin yaptığı yorum, hiç de iç açıcı değildi. Ona göre, Hekabe, hamileydi ve doğacak olan çocuk , ilerde Troyalıların başına büyük dertler açacaktı. Onun için bebek doğar doğmaz öldürülmeliydi. Bu kehanete inanan Kral Priamos , çocuk doğduktan sonra bir adamını bebeği öldürmek için görevlendirdi. Savunmasız yeni doğmuş bebeği öldürmeyen Troya'lı onu o zaman ki adı ''İDA'' olan ''Kazdağı''na götürüp, bir ormana bıraktı. Nasıl olsa, yabani hayvanlar onu öldürür diye aklından geçirdi. Ama bebeği, yabani hayvanlardan önce bir çoban buldu. Bu çocuk, ilerde gerçekten Troya'lıların başına birçok dertler açacak olan Paris'ti.
O sırada, Tanrıların yaşadığı OLYMPOS dağında , ilginç bir kargaşa cereyan etmekteydi. Kral Peleus ile Deniz Perisi Thetis'in evlenme merasimine kavga ve nifak tanrıçası Eris, huzursuzluk çıkartır gerekçesiyle davet edilmemişti. Bu işe çok gücenen Eris, intikam almaya karar verdi. Üzerinde ''EN GÜZELE'' yazılı , altından bir elmayı, şölenin yapıldığı salonun ortasına bırakıverdi. Doğal olarak bütün tanrıçalar, bu elmaya sahip olmak istediklerinden uzun tartışmalar oldu. Sonunda üç büyük tanrıça dışında diğerleri çekildiler. Ama kudret tanrıçası Hera, zeka tanrıçası Palas Athena ve Aşk tanrıçası Afrodit elmaya sahip olmakta ısrar ettiler. Her üçü de tanrı Zeus'a giderek onun, hakemlik yapmasını istediler. Baba tanrı Zeus, onların hiç birini gücendirmek istemediği için diplomatça davranıp, bu işlerden pek anlamadığını söyledi. Asıl amacı ise bu belayı Olympos'tan uzaklaştırmaktı. Onların Olympos'un tadını kaçıracaklarını anladığı için, hakemliği bir ölümlünün yapması gerektiğini söyledi. Devamı .....
Varise Çözümler...
Varis, vücudumuzda bulunan toplar damarların çeşitli nedenlerden dolayı genişlemesiyle meydana geliyor. Daha ilkokul yıllarında kabaca öğrenmiştik; kan, kalpten, atardamarlarla gönderilir. Daha sonra toplardamarlar yardımıyla yeniden kalbe döner. Yer çekimi kanın toplardamarlardan yukarı çıkmasını zorlaştırıyor. Toplardamarlarda bulunan kapakçıkların dejenerasyonu sonucunda varis adı verilen rahatsızlık meydana geliyor. Tıpta varis, vücudun herhangi bir yerinde toplardamarların genişlemesi için kullanılıyor. Ancak varis terimi daha çok bacaklardaki genişlemiş toplardamarlar için kullanılıyor.Varisler deri üzerinde mor renkli, düzensiz kabartılar olarak görülür. Bacaklarda şişlik, ağrı, yorgunluk, gece krampları ve karıncalanma olur. Kadınlarda adetler sırasında ağrı ve şişlik artar. Varisler çok ayakta duran kişilerde, kilolu olanlarda ve gebelerde sık görülür.
Yaşlılarda gençlerden daha sıktır. Kalıtım da önemli bir faktördür. Birinci dereceden yakınlarında varis olanlarda daha çok görülüyor.
Tedavisi :
En yaygın tedavi varis çorabı giymektir. Ekstra basınç uygulamak, baldırın kalbe kanı geri pompalama fonksiyonunu artırıyor. Ayrıca problemin ilerlemesini de engelliyor. Gebeler, ilerlemiş yaş ve hastalık nedeniyle ameliyat olamayan kişiler için de tek çözüm yolu.
Varisi önlemek için de, tedavisi için de doğru beslenme ve egzersiz şart. İlerlemiş vakalarda başka çözüm yolları da var:
Ameliyat:
Damarlarda kapakçıklar bozulmuş ise damarların cerrahi olarak iptali gereklidir. Bu sistemler normal olup sorun yan dal varisi ise bunlar da cerrahi olarak çıkarılır.
Skleroterapi: Küçük varisler skleroterapi denilen damar duvarını bozup damarın kapanmasını sağlayan ilaçların enjeksiyonu ile tedavi edilebilir. Skleroterapinin bazen hafif leke kalması dışında bir yan etkisi yoktur. Damarların yaygınlığına göre ortalama 4-5 seansta tedavi sağlanır. Çok ince, örümcek şeklindeki damarlar dışında bu yöntemle başarı oranı çok yüksektir.
Lazer: Genellikle kılcal varislerin tedavisinde kullanılıyor. Lazer enerjisi ile bu çok ince damarlar içlerindeki kan pıhtılaştırılarak yok ediliyor. Genellikle tek başına lazer tedavisi yeterli olmuyor. Mutlaka bunları besleyen daha büyük çaplı damarlar skleroterapi ile yok edilmesi gerekiyor. Bu nedenle varis tedavinin planlanması mutlaka bir cerrahın denetiminde olmalı.
Varisiniz varsa nelere dikkat etmelisiniz ?
. Uzun süre ayakta durmayın ya da aralıksız uzun süre oturmayın. Ayrıca uzun süre bacak bacak üzerine atarak oturmamaya çalışın.
. Yüksek topuklu dar ayakkabı giymeyin.
. Düzenli ayak ve bacak jimnastiği yapın.
. Dinlenirken bacaklarınızı yukarı kaldırın, yatarken mümkünse bacaklarınızın altına bir yastık koyun.
Şişmanlıktan ve kabızlıktan kaçının.
.Bacaklarınıza her gün orta sıcaklıkta basınçlı suyu ayağınızdan yukarı doğru yavaşça çıkararak uygulayın.
. Sıcak suyla banyo yapmayın.
Saçlar için Öneriler :)
Hepiniz uzun ve sağlıklı bir saça sahip olmak için onu sürekli kestirmeniz gerektiğini duyarsınız. Aslında sürekli saçınızı kestirmek sadece onun daha kısa olmasını sağlar. Sağlıklı olması ile hiçbir ilgisi yoktur.Saç uzunluğu kafanızın şekli ve genişliği ile orantılıdır ve yeni teknolojilerle bile bunu değiştirmenize olanak yoktur. Sağlıklı ya da sağlıksız saç yoktur. Saçımız aslında ölüdür. Ölü olmasaydı kesildiğinde canımız yanmazmıydı? Eğer saçlarınızın ucu kırılmamışsa ya da boyama yüzünden hasar görmemişse onu sürekli kestirip sağlıklı ve uzun yapmaya çalışmak yanlış bir şey. Sadece stil değişikliği düşünenler için sık saç kestirilmesi önerilebilir. Saçınızın sağlıklı olması için yapabilecekleriniz: - Günlük olarak pahalı olmayan bir Vitamin (One-A-Day) alın. - Saçınızı fazla taramayın. Sadece gerektiğinde şekil vermek için tarayın. - Kaliteli bir tarak ya da fırça kullanın. Keskin metal ya da plastik uçlar saçlarınızın uçlarının kırılmasına neden olur.
- Kaliteli saç ürünleri kullanın. Çoğu alışveriş merkezlerinde satılan şampuan ve saç ürünleri aslında birçok kötü kimyasal maddeyi içlerinde bulunduruyor. Mesela 'ammonium laurel sulfate' , ya da silikon içeren ürünler saçınızı kurutarak daha kolay kırılmasına neden olabiliyor. İçlerinde birçok koruyucu madde bulunduğunu iddia eden bu ürünler saçınız için aslında en büyük tehlikeyi oluşturuyor. - Saçınızı sıkı bantlarla toplamayın. Bırakın rahat kalsın. Bu tür toplama şekilleri de kırılmalara neden oluyor
Hızlı Zayıflama Hapı Lida

Kanada, Almanya, İsviçre, İrlanda, Hong Kong satışını yasaklıyor.Lida kolay ve çabuk kilo kaybı sağlayan, Çin kökenli bitkilerden elde edilen bir besin desteği olarak takdim ediliyor. Ancak görülüyor ki, Lida Reductil ve Meridia gibi ilaçların etken maddesi olan Sibutramin içeriyor.
Sağlık için yarattığı çok önemli riskler de, kullanıcılarının Lida'nın içeriğinde bu maddenin varlığını bilmemelerinden kaynaklanıyor.Sibutramin, açlık duygusunu azaltmak üzere merkezi sinir sistemine etki eden bir kimyasal molekül. Ancak, doktor reçetesi ile ve tıbbi kontrol altında kullanılması gereken bir ilaç, çünkü uygun olmayan bir kullanım sonucu kalp ve damar sisteminde, gastro-intestinal sistemde, merkezi sinir sisteminde, deride, duysal organlarda ağır yan etkilere yol açabiliyor.Ve özellikle, başka ilaçlarla birlikte (bazı anti depresanlar, bazı migren ilaçları, öksürük, nezle tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar...) alındığında dikkatli ve hassas olmak gerekiyor.
Sibutramin'in önde gelen rahatsız edici etkileri, kan basıncında artış ve kalp ritminde hızlanma oluyor. Bu iki parametrenin tedavi süresince düzenli olarak kontrol edilmesi gerekiyor, özellikle Sibutramin uygulamasının ilk 3 ayı boyunca, ayda en az 2 kez kontrol öneriliyor.
Kalp çarpışlarında dakikada, eskiye göre 10 sayılık bir yükseliş ya da tansiyonun 1 değerinde (örneğin 13'den 14'e) artışı Sibutramin tedavisinin sonlandırılmasını gerektiriyor.
LİDA Daidai Hua Jiao Nang eczanelerde satılmıyor, ancak İnternet'te ya da bazı dükkanlarda el altından satıldığı biliniyor.Bir de üstelik bir süredir devam eden ateşli bir çekişme forumlarda izlenebiliyor: bazı haplar sahteymiş, yani tehlikeliymiş... orijinal kutuları bulup almak gerekirmiş... sahtelerine dikkat etmek gerekirmiş...Herkesin kendi malını satmaya çalışırken, diğerlerini kolayca karaladığı ve bize şarlatanca ve sahte gelen bu tartışmadan akılda tutulması gereken sağlık için yaratabildiği tüm riskler göz önüne alındığında bu ürünün kullanılmamasında yarar olduğu!!!
Bilirsiniz biz hekimler (maalesef aramızdan az sayıda bazıları ot püsür pazarlamacılığına soyunsa da) hastalarımızı hep uyarırız, aman yasal ve otoritelerin kontrolünden geçmiş ilaç ve ürünler dışındakileri sağlığınız için kullanırken azami dikkat gösterin, diye. Ve bazen şaşırırız, elektrik süpürgesi alırken bunca ince eleyip sık dokuyan, insanların bazıları nasıl olur da, iş kilo kaybına gelince birden saflaşıp, neredeyse kendilerine her söylenene inanır hale gelirler, her masala kanarlar, diye.Pek de uzaklarda değil, daha 1990'lı yıllarda yaşanan trajik “inceltici Çin bitkileri” skandalını anımsatmak isteriz.
Günümüzde hâlâ uzmanların aklını kurcalayan bir konu var: acaba o günlerde satılan zayıflama kokteyllerinde, açıklanan Çin bitki tozları dışında İsomeride de (günümüzde satışı yasak olan bir amfetamin çeşidi) var mıydı, yoksa bir hata sonucu isim ve içerikleri benzeşen 2 Çin bitkisi birbirine mi karıştı?Ama kesin olarak bilinen, bu tozları kullanan birçok Fransız, Belçikalı, İngiliz,Alman, Amerikalı... ve hatta Çinli, Japon genç kadında ağır böbrek yetmezlikleri görüldüğü. İçlerinden bazılarına böbrek grefi yapılmak zorunda kalınmış, bazıları hemodiyaliz sayesinde hayatta kalabiliyor ama bazıları ise idrar yolları kanserlerine yakalanmış ve ölümler olmuş...
Umut edelim ki, böylesi ağır ve kötü sonuçlar Lida kullanımı ile ortaya çıkmasın...
Dünyanın birçok ülkesi ayağa kalkmış, yurttaşlarını uyarıyor. Bu ürünün içinde bulunan Sibutramin'in mutlaka doktor kontrolü altında kullanılması gerekiyor ve İnternet yoluyla satılan Lida sağlığınızda ağır hasarlar yol açabilir, diye.
Bilmekte fayda var!!!Alman Sosyal İşler ve Çalışma Bakanlığı (BMAS) uyarı yayımlamış...Santé Canada LİDA'nın ve Sibutramin ile Çin bitkileri içeren diğer iki ürünün (FAT BURNING ve REDUCE WEIGHT) kullanılmamasını tavsiye ediyor...Swissmedic, İrlanda Tıp Konseyi (IMB) da uyarılarda bulunmuş ve sağlığa zararlı ve içinde Li Da Dai Dai Hua Jiao Nang'ın da bulunduğu birçok ürünün listesini yayımlamış...Hong Kong Sağlık Bakanlığı Jacaranda, Queenmer FAT LOSS ve Li Da Dai Dai Hua Jiao Nang gibi Asya kökenli ürünlerin içinde Sibutramin var ve bu ürünler kayıtlı değil, diyor. Kullanmakta olanlara hemen bırakmalarını söylüyor...Lüksemburg Sağlık Bakanlığı ve Belçika İlaçlar Genel Müdürlüğü (DMG) Li Da'nın İnternet'te satışa arzıile ilgili uyarılar yayımlamış...Fransa Sağlık Bakanlığı kaygılarını belirtiyor ve Sibutramin'in eczanede hazırlanan preparatlarda kullanımı ile iligli soruştura kararı alıyor.FDA (Food and Drug Administration- A.B.D.) İnternet'te Asya bitkileri kökenli tehlikeli ürünlerin serbest satışı konusunda uyarılar yayımlıyor...
Peki ya ülkemizde...Aktarlarda, İnternet'te kolayca bu ürün satın alınabiliyor...Aslında pek şaşırmıyoruz, çünkü reçeteli satılması gereken lisanslı, yasal zayıflama ilaçları da... kolaylıkla, örneğin apartman görevlisine “git oğlum, bana şu ilacı al” denildiğinde... ya da belki de daha kötüsü diyetisyen tavsiyesi ile satın alınıp kullanılabiliyor... Dr. Ozan Tunçer
DETOX ile Toksinlerden ARININ
Detox; dokularda bulunan toksinlerin vücuttan atılmasına yardımcı olan sistematik bir yaklaşımdır. Bu süreç doğal bir şekilde vücut içinde kusursuzca meydana gelir.Ne yazık ki çevre kirliliği, stres, alınan ilaçların yan etkileri, hormonlu gıdalar, tek tip ve özellikle fast food ağırlıklı beslenme, düşük kalorili diyetler, egzersiz yapılmaması, düzensiz ve kalitesiz uyku, serbest radikaller, sigara, alkol ve madde bağımlılıkları pek çok insanın vücudunun toksinlerle dolmasına neden olur. Bu belirtilen hususlar daha anne karnındayken bile bebeklerin toksinlerden etkilenmesine neden olmaktadır. Körfez savaşı ve Çernobil gibi kitleleri etkileyen bu olaylar kısa sürede yüksek düzeyde toksinlere maruz kalınmasına neden olurlar.
Yukarıda belirtilen nedenlerden farklı olarak vücudun kendi içinde ürettiği CANDIDIASIS adı verilen toksinler de vardır. Nedenleri ne olursa olsun bu toksinler vücudumuz açısından pek çok olumsuz sonucu beraberinde getirirler ve vücut bu toksinleri oluşum süreçleri kadar hızlı bir sürede yok edemediği için hastalıklara karşı vücut direncimiz ve bağışıklık sistemimiz zayıflar. Aşırı yorgunluk, stres, bilinçaltımızı meşgul eden huzursuzluklar ve HIV virüsü gibi faktörler candidiasis adı verilen toksinlerin vücut tarafından üretimini kolaylaştırırlar.
Bizler kendimize özgü detox programı uygulayarak sağlığımızı koruyabilir, hatta iyileşebiliriz. Amacımız için öncelikle alkol ve ilaçlardan uzak durmamız gerekmektedir. Fakat en doğrusu bu konuda bir doktora müracaat ederek kendi bünyemize uygun bir detox programını uygulamaktır.
DETOX-C Nedir?
Detox - C, vitamin CI’ nın saf halidir. Vücut içindeki besinsel yükselmesi pazarlarda satılmakta olan CI’ların en yükseğidir. Mideye karşı naziktir ve doğal olarak vücudun ph’ını dengeler. Vitamin C alındığı sırada daha az Detox - C alınmalıdır. Detox - C nin içinde ascorbate asit, kalsiyum ascorbate ve kuşburnu özlerinden gelen acerola bulunur. Hassas mideler, yaşlılar ve çocuklar için güvenlidir.
Aşağıda bir fikir vermesi açısından Suzannah Oliver tarafından hazırlanan Detox Diyeti örneğini inceleyebilirsiniz. Detox rejimi vücudumuza iyi hizmet eden yiyecek ve içeceklerin arttırılmasıdır. Fakat unutulmamalıdır ki bu belirtilen diyet sadece bir örnektir ve insanlar doktorlarına danışarak kendi vücut özellikleri ve metabolizma yapılarına göre detox programları uygulamalıdırlar.
1.GÜN
Sabah: Soya sütü, muz, böğürtlen
Öğle: Sarmısaklı, mantarlı tost
Akşam: Taze sebze çorbası, fırında somon balığı ve buharda sebze
Not: Bir hafta boyunca televizyon ve gazetesiz yaşayın. Bunlar yerine dinlendirici müzik dinleyin.
2. GÜN
Sabah: Şekersiz müsli, koyun yoğurdu, çilek
Öğle: Söğüş tavuk, domates ve bezelye salatası
Akşam: Fırında patates, kabak yemeği ve havuç salatası
Not: Yorucu egzersizlerden uzak durun ve bunun yerine yarım saatlik hafif yürüyüşler yapın
Sabah: Pirinç sütü, mango, papaya
Öğle: Bezelye yemeği, söğüş domates ve salatalık
Akşam: Güneşte kurutulmuş domates ( 1 avuç kadar), domates soslu makarna
Not: Hergün evinizde belirli bir süre ayırarak uzun zamandır yapamadığınız bir iş yapın. Çekmecelerinizi düzeltmek gibi.
Sabah: Karpuz, yeşil elma suyu, az yağlı fındık ezmeli bisküvi
Öğle: Peynir, zeytin, salatalık, domates, üzüm, nane içeren Yunan Salatası
Akşam: Buharda tam pirinç, soya soslu ince doğranmış nane
Not: Mumlu, kokulu, köpüklü banyo yapın. Gözlerinize ılık papatya çayı poşetleri koyun ve erken yatın.
5.GÜN
Sabah: Vanilyalı pirinç sütü, iyi doğranmış ceviz
Öğle: Domates çorbası, zeytinyağlı mısır
Akşam: Ton balığı, marul, haşlanmış patates, soğan, havuç, bezelye
Not: Evde ya da dışarıda dilediğiniz bir yerde belirli bir süre kitap yada dergi okuyun
6.GÜN
Sabah: Soya sütü, elma, böğürtlen
Öğle: Kuşkonmaz, kırmızı biber, jambon, permasan peyniri
Akşam: Kahverengi pirinç, körili sebze
Not: Uzun süredir görmediğiniz bir yakınınızı veya arkadaşınızı ziyaret edin.
Sabah: Haşlanmış yumurta, pirinç keki, portakal suyu
Öğle : Bezelye salatası, 1/ 4 tavuk
Akşam: Kırmızı biber dolması
Not: Dolabınızdan size uymayan ve uzun süredir giymediğiniz 10 parçayı atın.
DİKKAT:
Unutmayın ki çok hızlı detox yaparsanız baş ağrısı ve zor nefes alma gibi yan etkilerle karşılaşabilirsiniz. Doğru olan daha yavaş ve uzun süreli sağlıklı alışkanlıklar kazandıran süreci seçmektir. Ayrıca doktor kontrolündeyseniz, herhangi bir hastalık nedeniyle tedavi görüyorsanız, diabetikseniz, yeme bozukluklarınız varsa, hamileyseniz, yada emziriyorsanız asla detox uygulamamalısınız.
Doğru bir dönemde sağlıklı detox uygulamak için ve tam anlamıyla sizin bünyenize uygun programı belirlemek için doktorunuza danışmanız gerekmektedir.
KANLI DENiZ
Eski zamanlarda civarın kralının kızı ilebir balıkçı birbirlerine aşık olmuş.
Ancak, kral kızı balıkçıya varamaz...
Hal böyle olunca,
kız ile delikanlı gizli gizli
buluşuyorlar...
Kral baba bunu zaman içerisinde öğreniyor
ve bir gece takip ettiriyor kızını...
Diyorlar ki; balıkçı denizden geliyor, kız
kumsalda onu bekliyor,
bulunduğu yeri ışıkla işaret ediyor
delikanlıya...
Ve kral kızı ile delikanlı, gün ağarana
kadar aşk oyunları yapıyorlar birbirlerine...
Kral bir gece askerlerine kızını
yakalamalarını ve kumsalda ışıkla balıkçıya
işaret göndermelerini buyuruyor. Delikanlı
ışığı görünce atlıyor kayığına
ve kürek çekiyor bir manga askerin üzerine
doğru...
Kız askerlerin elinden kurtuluyor ve
koşmaya başlıyor sevdiğini
kurtarabilmek için ama koyun taaa öbür
ucuna yetişmesi imkansız...
Ama sevda bu; kural falan dinlemez, atıyor
kendini sulara...
İşte o anda bir mucize gerçekleşiyor!
Kızın adım attığı her yer kumsala
dönüşürken peşinden koşan askerler
bastıkça denize gömülüyor onca ağırlıkla...
Kız kayığa kadar koşabiliyor...
Ancak bir okçu tam o anda delikanlıyı
hedefleyip salıyor okunu... Heyhat!
Kız ile delikanlı birbirlerine
sarılmışlardır bile ve ok gelip kızla
buluşuyor...
Derler ki; o kumlar, kızın kanı denize
karışınca kırmızıya boyanmış...
Delikanlı ise aldığı gibi gidiyor kızı,
sonrasını ne gören var ne duyan!...
Birçoğunuz biliyordur belki ama ben yine resimle karşılaşınca yazmadan geçemedim :)
Hindistan Cevizi (Cocos Nucifera) ve Faydaları
Yetiştirildiği Yerler :
Tropikal iklim bölgelerinin tamamında yetişmekle birlikte özellikle Sri Lanka, Tayland, Malezya ve Fildişi sahillerinde üretilmektedir.
Hindistan Cevizi çok besleyici, güçlendirici ve şişmanlatıcı bir besindir. Yüksek oranda fakat kolayca sindirilebilen yağ içerir. Vücut bu yağdan diğer yağlara nazaran daha kolay yararlanır. Bu yağ hem fiziksel hemde kimyasal özelliği bakımından tereyağına çok benzer. Hindistan Cevizi bütün amino asitleri içeren yüksek kalitede protein içeriğine sahiptir. Potasyum, sodyum, A,C,D, kalsiyum, demir,magnezyum, ve sülfür açısından da zengin bir besindir. Kurutulmuş hindistan cevizinin enerji değerleri oldukça yüksektir. Her 100 gram Hindistan Cevizi 662 kalori içerir. Tek bir hindistan cevizinin suyu vücudun günlük beslenmesi için gerekli olan C vitaminini yeterli bir oarnda karşılar. Ayrıca, B grubu vitaminlerinide içerir. (Niasin, pantotenik asit, biotin, riboflavin, folik asit, tiamin, pyridoxin). Suyu ayrıca sodyum, potasyum, kalsiyum, magnezyum, demir, bakır, fosfor, sülfür ve klorda içerir. Olgunlaşmış kuru bir hindistan, cevizi midedeki fazla asit problemlerinin tedavisinde de etkilidir ve hastada rahatlama sağlar. Hindistan cevizi' nin özü sindirim sistemi rahatsızlıkları'nın tedavisinde oldukça etkilidir. Hazımsızlık, kolit, mide ülseri, ishal, kusama, gaz, dizanteri rahatsızlıklarına karşı da oldukça değerli bir besindir. İçerdiği myristin adlı madde kusmayı engeller, basur tedavisinde birebirdir. Fazla tüketimi basur için tehlikelidir.Kusmayı yatıştırmak için diğer metodlar başarısız kaldığında hindistan cevizi çok değerli bir besindir.
Muhafaza Koşulları:
Kırılmamış hindistan cevizleri oda sıcaklığında 4 aya kadar saklanabilir. Rendelenmiş cevizler ağzı iyice kapatılmış kaplarda yada naylon torbalarda buzdolabında dört güne, buzlukta ise altı aya kadar saklanabilir. İçindeki yağ oranı uygun koşullarda saklanmazsa hemen ekşimesine sebep olur.
Hindistan cevizi meyvesinden sıkma .yöntemiyle yağ elde edilmektedir. Faydalarına gelince; sperm sayısını arttırır, idrar akıntısı, sırt ve bel ağrılarına karşı kullanılır. Haricen eşsiz bir cilt ve saç bakım ürünüdür.









No comments :
Post a Comment